EPİLEPSİ

Epilepsi, beynin normal aktivitesinin, sinir hücrelerinde aşırı yük boşalması ile bozulduğu yaygın bir nörolojik hastalıktır.

Nöbet, beyinde gerçekleşen ani elektrik aktivitesi patlamasının bir sonucudur. Bu durum, beyindeki mesajların geçici olarak durmasına ya da karışmasına neden olmaktadır .

 

Semptomlar her bir nöbet türü ile değişkenlik göstermekte olup kas seğirmesini, bellek kaybını, göz seğirmesini, kas sertleşmesini veya gevşemesini, boş bakışları ve bilinç kaybını içermektedir.

 

Kişinin tek bir nöbet geçirmesi, epilepsi hastası olduğunu anlamına gelmez. Epilepsi, herhangi bir tanımlanabilir tetikleyici ani sebep olmadan ortaya çıkan tekrarlayan (iki ya da daha fazla) nöbetlerle karakterize bir durumdur.

Kişi, bir nöbetin başlayacağının sinyalini veren, aura olarak bilinen “garip bir his” ya da bir duygu yaşayabilir. Bu durum, kokular gibi duyusal illüzyonları, sersemliği ya da huzursuzluğu içerebilir.

 

Nöbet iktus olarak bilinmektedir ve nöbet sonrasında kişi, beynin kendine gelme sürecinde uyuşukluk ve zihin karışıklığı ile ilişkilendirilen bir durum içerisine girebilir.

Yüzü aşkın farklı epilepsi sendromu tanımlanmıştır. Tedaviye rehberlik ettiği ve prognozu belirlediğinden spesifik sınıflandırma önemlidir.

 

Epilepsi sendromları, sebebi ya da etyolojisine bağlı olarak üç ana türe ayrılmaktadır:

 

İdiyopatik Epilepsi:

 

Hastalığın belirgin bir nedeni olmayıp, genetik bir bağlantı olabilir.

 

Semptomatik Epilepsi:

 

Baş yaralanması, doğum sırasında beyin hasarı, inme, beyin enfeksiyonu ve nadiren beyin tümörü şeklinde nöbetin nedeni bilinmektedir.

 

Kriptojenik Epilepsi:

 

Doktorların hastalığın bir nedene bağlı olduğuna inandığı, ancak hastalık nedenini teşhis edemediği vakalardır.

 

Yaygın epilepsi sendromları şunlardır:

 

Infantil Spazmlar (West sendromu):

 

Bir bebeğin ileri doğru sarsılmasına ve tanısal testlerde ayırt edici bir EEG paterni göstermesine sebep olan ard arda seğirme hareketleri.

 

Lennox-Gastaut Sendromu:

 

Kişinin karışık nöbetler geçirdiği, tedavi edilmesi güç bir epilepsi sendromu. Bu sendromun görüldüğü çocuklar genellikle gelişim geriliği ve mental anomali yaşamaktadır.

 

Çocukluk Çağı Absans Epilepsisi:

 

Nöbetler, kısa boş bakma anlarıyla karakterize olup daha sık görülmeye meyillidir. Çocukların %40’ı sendromu daha çabuk şekilde atlatmakta ya da gençlik yıllarında remisyona girmektedir.

 

Juvenil Miyoklonik Epilepsi:

 

Genellikle ergenlik döneminde başlar ve ilk semptom sıklıkla jeneralize bir konvülsiyondur. Bu sendrom, genel olarak ilaçla kontrol edilebilmekle birlikte hızlı bir şekilde geçmeyebilir.

 

Benign Epilepsi Sendromu:

 

Geceleri görülen parsiyel nöbetlerle karakterize olan, genellikle yüz ve dili de etkileyerek tonik-klonik nöbetlere ilerleyebilen bir çocukluk dönemi sendromudur.

 

Benign Rolandik Epilepsi:

 

Yüzü etkileyen ve ağızda sulanma ve konuşma güçlüğüne neden olan, ardından bir konvülsiyon görülen basit parsiyel nöbetler içerir. Nöbetler, tipik olarak geceleri görülür.

 

Temporal Lob Epilepsisi:

 

Basit ve kompleks parsiyel nöbetlerle karakterize olan en yayın epilepsi türüdür.

 

Frontal Lob Epilepsisi:

 

Bitkinliğe neden olur ve konuşmaya yardımcı olan kaslar dahil belirli kasları kullanma becerisini etkiler. Uyku sırasında kavga ediyormuş gibi hareketler de görülebilir.

 

Refleks Epilepsisi:

 

Nöbetler hastanın çevresindeki bir şeyler tarafından tetiklenir. Işığa karşı duyarlılık, parıldayan ışıklara ya da yanıp sönen ışık paternlerine karşı bir tepki olarak oluşan nöbetler en yaygın türüdür.

 

Epilepsi hastaları, semptomların tam olarak türünü, olası tedavileri ve prognozu belirlemek amacıyla, doktorlarıyla sahip oldukları epilepsi türünün belirtilerini tartışmalıdır.

  • Kafa yaralanmaları: Beyin sarsıntısı (net bilinç kaybı) hafif şiddette kafa travması olarak düşünülür ve epilepsi riskini az da olsa azaltabilir. Uzun süreli bilinç kaybı veya beyin kanamasıyla seyreden orta ya da şiddetli kafa yaralanmaları epilepsi riskini önemli ölçüde arttırır.
  • Beyin enfeksiyonları: menenjit, ensefalit ve beyin absesi
  • Felç:İskemik (beynin kısımlarına kan akışı eksikliğinden kaynaklanan) veya hemorajik (beyin dokusunda kanama olan) felçler epilepsi riskini arttırır.
  • Alkol:Ağır içicilik (sarhoşluk) ya da alkollü içeceklerin aniden bırakılması (‘kesilme’ nöbetleri) epilepsi riskinin artmasına neden olur.
  • Beyin tömürleri
  • Dejeneratif beyin hastalıkları:Alzheimer ve Parkinson hastalıkları gibi
  • Demiyelinizan hastalıklar: multiple skleroz gibi.
  • Zihinsel gerilik ve beyin felci
  • Kortikal displazi ve migrasyon bozuklukları: Burada, beynin büyümesi, migrasyonu ve nöronal dokunun olgunlaşmasında anormallik vardır. Beyinde yanlış yerlere yerleşen nöronal dokular nöronların düğümlenmesine yol açar. Bu düğümler anormal elektriksel bağlantılara sahiptir ve bu nedenle beynin nöbetlere yatkınlığını arttırır.
  • Genetik yatkınlık:Bazı epilepsi türleri aile içinde yayılır. Eğer jüvenil miyoklonik epilepsi ya da çocukluk absans epilepsi nöbetleri gibi jeneralize epilepsiniz varsa, birinci dereceden akrabalarınızda (ebeveyn, kardeş, ve çocuklar) görülme olasılığında üç ya da dört kat artış olacaktır. Parsiyel nöbet geçiren hastaların birinci derece akrabaları genel nüfusa oranla epilepsi kapma açısından daha yüksek risk taşımaktadırlar.
  • Yaş:Küçük çocuklarda ve yaşlılarda nöbet riski en yüksektir.
  • Cinsiyet:Epilepsi olma olasılığı erkeklerde kadınlara oranla daha fazladır. Bu da epilepsinin oluşumunda cinsiyetin de önemli olabileceğini ileri sürmektedir.
  • Ateşli nöbetler;bebeklik çağında geçirilen ateşli nöbetler daha sonra epilepsi gelişme riskini arttırır.
  • Bağ dokusu bozuklukları; vaskulit gibi, merkezi sinir sistemine bağlıysa, yüksek epilepsi riskiyle ilişkilendirilir.
  • Kanser;beyne yayılımı ve kemoterapinin yan etkileri
  • Mitokondriyel bozukluklar, migren ve psikiyatrik şartlar gibi bazı diğer bozukluklar da yüksek epilepsi riski ile ilişkilendirilir.
  • Antiepileptik ilaçlar (AEİ), epilepsi için başlıca tedavidir. Aşırı elektrik aktivitesi nedeni ile nöbetlere yol açan, beyin hücrelerindeki kimyasal dengesizliği düzeltmek üzere tasarlanmışlardır. Bazıları henüz tam olarak anlaşılamamış olmakla birlikte, bu ilaçlar farklı şekillerde etki göstermektedir.
  • AEİ’ler, piyasada bulundukları süreye bağlı olarak genellikle “eski” ve “yeni” ilaçlar olarak sınıflandırılmaktadır.
  • Eski ilaçların ilki, antikonvülsan özellikleri 1912’de keşfedilen fenobarbital olup sedatif etkisi olmayan ilaçların ilki olan fenitoin 1938’de satışa sunulmuştur. “Yeni” ilaçların tamamı 1980’lerin sonlarından itibaren piyasaya sürülmüştür.
  • İlaç seçimi, kişinin geçirdiği nöbetin türüne bağlıdır.
  • Epilepsi hastalarının yaklaşık %60’ında tek bir AEİ ile nöbet kontrolü sağlanırken, birçok farklı kombinasyon tedavisine rağmen hastaların %30 – 40’ı nöbet geçirmeye devam edecektir.1 Hastalar birinci basamak tedaviye yanıt vermezse, bu kişilere kombinasyon tedavisi olarak iki veya daha fazla ilaç reçete edilebilir.
logolar

Bize Ulaşın

Kükürtlü Mh. Karagöz Cd. No:33
Osmangazi/BURSA
Tel: (0224) 233 4999
Tel: (0224) 233 3599
F: (0224) 233 6235

Hızlı İletişim